Bizi her gün çok yoran, ayaklarımızın geri geri gitmesine neden olan çeşitli çatışmalar yaşıyoruz. Bunlardan bazıları aylar boyunca devam ediyor ve bizi yoruyor.
---
Fransa ie Almanya tarihleri boyunca savaşmış iki ülke. Birbirlerine olan nefretleri yüzyıllar boyunca iki ülkeyi de mahveden, bitmek tükenmek bilmez savaşlara yol açıyor. En son II. Dünya Savaşı’nda milyonlarca insan ölüyor, Paris işgal ediliyor, savaş sonrası Almanya tam bir yıkım içerisinde.
1949 yılında iki tarih öğretmeni, Almanya’dan Georg Eckert, Fransa’dan Édouard Bruley yeniden temas kuruyor. İkisi de kendi ülkesinin tarih öğretmenleri derneğinin başkanı Diplomat değiller, general değiller, bakan değiller. Öğretmenler. Ve şu basit fikirden yola çıkıyorlar: Düşmanlık ilk kez cephede değil, sınıfta öğreniliyor.
Bu girişimi takiben bir komisyon kuruluyor. Fransız tarafının başındaki tarihçi Pierre Renouvin, I. Dünya Savaşı’nda ağır yaralanmış bir gazi: Sol kolunu tamamen, sağ elinin de kullanımını kaybetmiş. Yani bir tarihçi olarak hayatının geri kalanını, savaşın bedenine yazdığı hasarla yaşayarak, o savaşın nedenlerini araştırmaya adamış.
Alman tarafının başındaki tarihçi Gerhard Ritter de I. Dünya Savaşı’nda asker. 1944’te Hitler’e suikast girişiminin çevresinde yer aldığı için Gestapo tarafından tutuklanmış, savaşın sonuna kadar hapis yatmış.
Bu iki tarihçinin birlikte masaya oturma amacı çok net:
“Bu savaşı çocuklarımıza nasıl anlatacağız?
Amaçları, kendi yaşadıklarının bir daha tekerrür etmemesini sağlamak.
Uzun çalışmalar sonucu 1951’de ortaya “Avrupa Tarihinin Tartışmalı Konularında Fransız-Alman Mutabakatı” çıkıyor. İşte taa 2003 yılında, iki ülkeden 500 lise öğrencisinin toplanıp oybirliğiyle bir talepte bulundukları tarihi sürecin ilk adımı, bu mutabakata dayanıyor.
Öğrencilerin talebi ne mi? Bize ortak bir tarih kitabı yazın. Aynı olayları iki farklı kitaptan öğrenmek istemiyoruz.
Toplantının sonunda Chirac ve Schröder bu talebi duyuyorlar. Başlatılan çalışma sonucu yazılan tarih kitabı, iki yıl içinde her iki ülkede 80.000’er satıyor. Model kopyalanıyor ve daha fazla nefreti sonlandırmak için Almanya–Polonya, Almanya–Çekya, Slovakya–Macaristan için de aynı yöntem deneniyor.
1951’de varılan mutabakat, 2006’da nihayet sınıfa giriyor. Arada 55 yıl var.
---
Bence dünyanın en zor “takım çalışması”. En derin nefret, en büyük yıkım, en zor uzlaşma. Ama yine de kararlı insanların liderliğinde başarıya ulaşmış.
Kendinin Lideri bakış açımıza dönsek ve bize en zor görünen çatışmamızı zihnimizde canlandırsak, o çatışmayı da aynı yöntemle çözebilir miyiz?
.Birbirini dinle
.Karşındakinin derdini anla
.Daha da önemlisi korkularını
.Sen de kendininkileri anlat, hissettir
.Ortak bir zemin ara, iki tarafın da derdini azalt
Bu noktaya geldikten sonra da o yeni ve daha sağlam zemin üzerine neler inşa edebileceğini düşünmeye başla.
Ne dersiniz, hemen yarın en büyük çatışmamıza yeni bir perapektif kazandırmış ve çözümün ilk adımını atmış olabilir miyiz? 😊

